Mattias kılıcı
indirmek üzereyken kolumun altındaki bıçağı çıkardım ve ona engel oldun. Tek
kaşını kaldırdı. “Demek hala karşı koyuyorsun, ha? Buna saygı duyuyorum, lakin
daha fazla dayanabileceğini sanmıyorum.” Kılıcını tekrar savurdu, zor da olsa
hamlesini savuşturmayı başardım. Zar zor nefes almaya başlamıştım, haklıydı,
daha fazla dayanamayacaktım. Mattias hançerini çıkardı ve bana doğru savurdu,
her defasında geri çekilmeyi başardım fakat sonuncuda hançer göğsümü sıyırıp
geçti, ani bir yanma hissettim, dişlerimi sıktım. Ardından Mattias belindeki
tabancayı çıkardı ve bana ateş etti. Kurşunun kaburgalarımın arasına
saplandığını hissettim, can havliyle arkamdaki duvara yaslandım. Etraf
kararıyordu, canım çok yanıyordu. Mattias tabancayı kafama dayadı. Aniden
Mattias’ın ağzından kanlar gelmeye başladı, tabanca elinden kaydı, Mattias
dizlerinin üzerine çöktü ve yana yığıldı. Gözleri cam gibi donuk bakıyordu.
Mattias’ın arkasında Christopher vardı, çevik bir hareketle yanımda diz çöktü.
Kendimi her an bayılacakmış gibi hissediyordum, Christopher beni tuttu. “Hekim
nerede!” O sırada hekim köşeden çıktı, bir an etrafına bakındı, sonra kapıya
doğru koşmaya başladı. Christopher hekimin yanına gitti ve onu yakasından
kavradı, yanıma sürükledi.
“Kaçma!” diye kükredi
öfkeyle.
Hekimi tam önüme,
yere doğru fırlattı, hekimin elindeki çanta yere düştü ve içindekiler etrafa
saçıldı.
“O iyileşecek,
değil mi? İyi olduğunu söyle!” Hekim korku dolu gözlerle Christopher’a baktı.
“Efendim..” diye mırıldandı korkuyla.
Christopher daha da
öfkelendi.
“İşini yap! Ve onun
iyileşeceğini söyle bana!” Hekim yalvaran gözlerle bana baktı.
Christopher’a
baktım. “Christopher..” diye mırıldandım.
Bırak da gitsin.
Bunu sen de biliyorsun.. Ben...” Öksürmeye başladım, ağzımdan kanlar akıyordu.
O sırada hekim korkudan titreyerek ayağa kalktı ve elinden geldiğince hızlı bir
şekilde odadan dışarı çıktı.
Christopher’ın
gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
“Hayır..
Ölmeyeceksin...” diye inledi, sesinde belirgin bir acı vardı.
“Lütfen.. Bunu bana
yapamazsın. Seni yeni buldum, ben... Ben..”
Louié başını başka
tarafa çevirmişti, bunu izlemeye katlanamıyordu, diğerleri de aynısını
yapıyordu. Christopher elimi tuttu. “Hayır! HAYIR! O benim kardeşim! TEK VE
BİRİCİK KARDEŞİM! O ÖLEMEZ!”
“Christopher.. Hatırlıyorum...
Seni, babamı, William’ı, annemi.. Annemi..”
Gülümsedim. Her
şeyi hatırlıyordum. Bir ailem vardı. Onlar her zaman çok yakındalardı...
Kardeşimin yüzüne bir kez daha baktım. Babamınkine. Her taraf bulanıklaşıyordu,
sesleri de artık algılamakta zorlanıyordum sanki her şeye suyun altından
bakıyordum.
Christopher bana
tabanca kullanmayı öğretiyordu.. William yine altını ıslatmıştı ve ağlamaya
başlamıştı. Bütün ahali ayaktaydı. Gözümün önünde asılan suikastçıları boş
gözlerle izliyordum. Neler olduğu hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Bir
suikastçının bana bıçak çekişini. Kardeşimin suikastçıya büyük bir öfkeyle ateş
etmeye çabalamasını. Suikastçının gülerek kardeşimi yakalamasını. Farkında
olmadan bıçağı çekişimi ve arkası dönük suikastçıya defalarca saplamamı.
Christopher’ın şaşkın bakışları altında bıçağı suikastçının cesedinin üzerine
atışımı.
Christopher’ın beni
omuzlarımdan tuttuğunu, sarstığını ve bir şeyler söylediğini belli belirsiz
hissettim. Ve son bir sahne daha gördüm. Ayağımın altındaki kiremit kayıyordu,
Christopher yukarıdan bana elini uzatıyordu, annem onu tutmuştu ve aşağıya
inmesine mani oluyordu.
Her şey birden
yavaşlamıştı..
Annemin gözleri
yaşlıydı. Sonra bana gülümseyen ustamı gördüm..
Ardından karanlık
gelip bir kez daha her şeyi yuttu;
Ve sanırım, bu
sonuncuydu.
1. bölüm nerde
YanıtlaSilAğustos ayının içinde. http://benbirsuikastciyim.blogspot.com/2012/08/baslangc.html
Sil