Uyarı

6 Eylül 2012 Perşembe

Geçmiş 5

Çatıların üzerinde elimizden geldiğince hızlı bir şekilde koşuyorduk, ama bu pek bizim tarzımız değildir. Koşarken zorlanıyordum ve ayağım takılıp duruyordu. Ama o suikastçıya yakalanırsak durumun çok daha kötü olabileceğini farkındaydım.  Koşarken aniden Charlotte’ın ayağının altındaki kiremit kaydı ve kız çatıdan aşağı doğru kaydı. Panik halde kız kardeşimin düştüğü yerden aşağıya atlamaya yeltendim ama annem beni kolumdan yakaladı. “Hayır, Christopher!  Artık onun için çok geç. Onu kurtaramayız. Denersek hepimiz ölebiliriz.” Annemin gözerinden yaşlar akıyordu, eminim ki o da kendini aşağıya atmamak için kendini zor tutuyordu ama mantıklı yanı buna engel oluyordu. Annem haklıydı. Küçük kardeşim için artık çok geçti. Son bir kez daha kardeşime baktım, kafasını çarpmıştı ve yerde bilinçsizce yatıyordu. Onu böyle görmek içimi acıtıyordu ama yapabileceğim bir şey yoktu. Yumruklarımı sıktım ve annemin peşinden koşmaya başladım. Charlotte ölmeyecekti, öyle hissediyordum ama içimden bir ses de bunun tam tersini söylüyordu. Ölmeyeceğine dair olan ümidime tutundum ve bir gün onu bulacağıma yemin ettim.

F’ryan küçük kızın çatıdan düştüğünü görünce koşmayı bıraktı ve aşağıya, kızın yanına indi. Kızın başından kanlar akıyordu, kafasını çarpmıştı. Daha küçücük bir çocuktu, hiçbir şey yapamazdı. Yanına gitti ve nabzını kontrol etti. Yaşıyordu. Kızı kucakladı ve diğer suikastçıların olduğu yere götürdü. Yaralarını sardıktan hemen sonra kızı kendi yatağına yatırdı ve üstünü örttü. Gülümsedi. “Umarım çabuk iyileşirsin.” dedi ve odadan çıktı.

Kız gözlerini açtı. Sabah olmuştu. Daha önce görmediği bir yerdeydi ve kocaman bir yatakta yatıyordu. Duvarda ona bir yerlerden tanıdık gelen bir sembol vardı ama nerede gördüğünü bir türlü hatırlayamıyordu. Yataktan yavaşça kalktı ama başı dönünce durdu. Yavaş hareketlerle bulunduğu odayı kontrol etti. Yalnız değildi. Etrafta herhangi bir silah aradı. Şöminenin üzerindeki hançeri aldı ve yerde yatan adama doğru yaklaştı. Aralarında üç metre kadar mesafe vardı.
“Sen kimsin?” diye sordu kız.
Adam yattığı yerden doğruldu ve gülümseyerek kıza baktı. Hafifçe esnedi.
“Günaydın, bakıyorum da kalkmışsın?”
Adam kızın elindeki hançere bile bakmamıştı, umurunda bile değildi kızın elinde bir silah olması.
Kız, “Soruma cevap verecek misin?”
 “Tabii. Ben F’ryan, suikastçıların lideriyim.”
Kız, “Beni tanıyor musun?”
F’ryan tek kaşını kaldırdı, “Sen kendini tanımıyor musun?”
Kız, “Tanısaydım, sana sormazdım.”
“Çok ilginç. Demek hiçbir şey hatırlamıyorsun, ha?”
Kız, “Ne düşünüyorsun?”
F’ryan, “Suikastçı olmak ister misin?” diye sordu birden,
Kız elindeki hançeri yerine bıraktı.
Kız, “Bana ne oldu?”
F’ryan, “Çatıdan aşağıya düştün ve kafanı çarptın. Hafızanı yitirdin. Şimdi sen de benim soruma cevap ver. Suikastçı olmak ister misin?”
Kız, “İçimde bununla ilgili kötü bir his var.”
F’ryan, “Normaldir, çoğu yerde kötü bir ünümüz olabilir.”
“Hayır… Öyle değil. Neyse, önemli değil zaten. Ya birileri bir yerlerde beni bekliyorsa? O zaman ne yapacağım?”
F’ryan, “Kimse seni beklemiyordur, merak etme.”
“Pekâlâ. Sen öyle diyorsan.” diye mırıldandı kız, “Nereden başlıyorum?” diye sordu ardından.
F’ryan, “Üstünü giyin ve beni takip et. Etrafta o kıyafetlerle dolaşma.”
Kız, “Ne giyeceğim peki?”
F’ryan kıza kendi üzerindekine benzeyen bir kıyafet uzattı, “Al, bunu giy. Sonra dışarı gel. Seni orada bekliyorum.” Ve odadan çıktı. Kız üstünü giydi ve F’ryan’ın yanına gitti. Etrafta odada da gördüğü sembolün aynıları vardı.
Kız F’ryan’a baktı, “Etraftaki sembollerin anlamı ne?”
F’ryan, “Onlar suikastçı sembolü. Neden sordun?”
Kız kaşlarını çattı, “Bana bir yerlerden tanıdık geliyorlar ama tam çıkaramıyorum.”
Adam ona gülümsedi ve birlikte dışarı çıktılar. F’ryan kızı kendi eğitmeyi düşünüyordu, çünkü diğer çocuklardan farklıydı bu kız. Onda yetenek vardı, iyi yetiştirilirse bunun ortaya çıkacağından ümitliydi. Ama derslere başlamadan önce kızın bunun için uygun olup olmadığından emin olmalıydı. Uygun değilse kızın başına ne geleceğini gayet farkındaydı, bu yüzden uygun olmasını içten içe umuyordu F’ryan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder