“Ah
hayır, öyle değil, böyle tutacaksın.”
Suikastçı,
küçük kızın elinden tutarak fırlatma bıçağını tutuş şeklini değiştirdi. “Eğer
öyle atarsan, bıçak hedefini bulamaz. Şimdi tekrar dene.”
Kız
bıçağı karşısındaki içi samanla doldurulmuş figüre doğru attı. Bıçak figürün
alnına saplandı.
Kız,
suikastçıya baktı. “Böyle mi?”diye sordu.
Suikastçı
belli belirsiz gülümsedi. “Kesinlikle.” Bıçağı saplandığı yerden çekip aldı ve
kabza kısmı kıza gelecek şekilde uzattı. Kız bıçağı yerine yerleştirdi.
Suikastçı,
“Bu kadar atış bıçaklarıyla çalışmak yeter. Hiç kılıç kullanmış mıydın?”
Kız
gözlerindeki şaşkınlığı gizleyemedi, “Kılıç mı? Ben mi?”
Suikastçı,
“Elbette.” diye yanıt verdi. Kılıcının bir kısmını kınından çıkardı. “Sende de
bunlardan bir tane olacak.”
Kız
gözlerini kılıçtan ayıramıyordu. Sonunda hayattaki yerini bulacağını
düşünüyordu kız.
Bir
ailesi olacaktı.
Bir
amacı, bir bağlılığı olacaktı.
Uğrunda
ölebileceği birileri, hayatını adayabileceği bir hedefi, hayatın ona hiç
tanımadığı bir fırsatı vardı.
Bir
daha asla yalnız olmayacaktı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder