Uyarı

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Bölüm 3

“Er ya da geç katili bulacağız kardeşim.” dedi Clind, elini omzuma koydu. Clind’a baktım. “Bunun farkındayım Mentor. Özür dilerim, fakat bu olayı ben kendim çözmeye karar verdim.” Arkamı döndüm ve kapıya doğru yöneldim.
“Dur.” dedi Clind.
Kapıyı kapattım ve Clind’a baktım. “ Bir neden söyle.”
“Söyleyemem. Senin kaile alabileceğin bir neden söyleyemem. Ama burada kalmalı ve sana vardım etmemize izin vermelisin. Biz bir aileyiz. Lane’in öcünü alacağız.”
“Alacağım. Ben.” dedim yumuşakça. “Clind. Biliyorum, biz bir aileyiz. Burada hepimiz kardeş sayılırız. Ama ben artık bunların olmasından bıktım.” dedim gülümseyerek. “Lütfen, Mentor. Bu benim son görevim olacak.” dedim ve dışarı çıktım.

“Aklında ne vardı!”
William beni omzumdan tuttu ve geri çekti, ona baktım.
William, “Nasıl böyle bir şey söylersin!”
“Öyle söyledim çünkü aynen öyle olacak. Bu olayı kendim çözeceğim dedim ya. Beni dinlemiyor musunuz siz?”
William, “Ama demiştin ki-“
“Yalandı.”
William dosdoğru gözlerimin içine bakmaya başladı. “Bana daha önce hiç yalan söylememiştin. Sana neler oluyor? Artık eskisi gibi değilsin.”
“Değiştim, William. Artık o küçük kız değilim ben.”
William, “Bu halin yerine, o küçük kızı yeğlerdim. O daha güvenilir biriydi. Onun içi saftı.”
“Ben bir katilim, William. Bir melek değil.”
William, “Ben de öyle olduğunu söylemedim zaten.” dedi üzerine basa basa.
 Ardından gözden kayboldu. Gök gürlüyordu, yağmur yağacaktı besbelli.  Ama yerimden kımıldamadım. William’ın arkasından bakakaldım. Art arda şimşekler çaktı, hemen ardından da yağmur çöktü. Yaşların kapüşonumun ardında yanaklarımı ıslattığını hissettim. Ağladığımı sır gibi saklayan yağmura teşekkür ettim ve bomboş sokakta sessizce yürümeye başladım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder