Uyarı

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Bölüm 1

Sığınağın çatısına oturmuş, gökyüzünü seyrediyordum. Bu gün başka iş almadığımdan, sonunda düşünebilecek birkaç saatim olmuştu. Biri yanıma oturduğunda pek umursamadım.
“Sana yardım edeceğim.” dedi yanımdaki. Kimseden yardım almak istemiyordum. Bu işi kendi başıma halletmek istiyorum.
“Hayır.”.
“Senden izin isteyen kim?  Yardım edeceğim dedim. O kadar.” dedi, ısrarla diretmeye devam ediyordu. Ona baktım, “William, lütfen. Bu konuda birinden yarım almak istediğim son şey. Daha fazla ısrar etmemeni rica ediyorum senden.”
William kaşlarını çattı, “Ama sen istediğin konuya karışabilir, istediğin kişiye yardım edebilirsin, öyle mi?”
“Hayır ve evet.”
William, “Peki beni senden ayıran şey ne?”
“Senin bir adın var. Senin bir ailen var. Senin dostların var. Senin var olduğun neredeyse herkes tarafından biliniyor. Sen bir erkeksin. Daha sayayım mı?” dedim tek kaşımı kaldırırken.
William sabırsızlıkla içini çekti. Kabul, bazen cidden sinir bozucu konuşmalar yapabiliyorum.“Ah lütfen.. O anlamda sormadığımı biliyorsun.”
“Olabilir.”
William, “Seninle hiç sohbet edilmiyor.”
“Mümkün.” dedim ve başımı tekrar gökyüzüne çevirdim, kaşlarımı çattım. İçimde büyüyen kaynağı belirsiz öfkeyi hissedebiliyordum, yumruklarımı sıktım. Sakin olmalıydım.
William, “Bak. Sana yardım etmeye çalışıyorum. Ama senin umurunda bile değil!” dedi sesindeki anlaşılır bıkkınlıkla. “Suikastçılara katıldığımdan beri seninle aramı iyi tutmaya, sana yardım etmeye çalışıyorum. Elimden geleni yaptığım halde senden en ufak tepki alamıyorum! Ah Tanrım, bıktım artık!”
Sinirimi bastıramayarak ona döndüm, içimdeki öfkenin düşüncelerimi kapladığını hissedebiliyordum. Ben de bir şeylerden bıkmıştım artık. “Benim için kolay olduğunu mu zannediyorsun?” dedim öfkeyle. “Sence benim için her şey kolay mı? Sürekli etrafımda birilerinin yok olmasından, zarar görmelerinden, ölmelerinden hoşnut olduğumu mu düşünüyorsun?!” sesim yükselmişti.
Gözlerimden istemsizce taşan yaşları sildim. “Daima bir şeyler ters gidiyor, ne zaman birini sevsem, değer versem başına bir şeyler geliyor.” diye inledim. Öfke birden sönmüş, yerini acı almıştı. Boğazıma oturan yumruyu hissediyordum, bu kadar hassas olmama lanet ettim. “Ben de bıktım artık, biliyor musun? Git.”
“Sakin ol, lütfen. Sakin ol ve beni dinle. Özür dilerim. Gerçekten çok üzgünüm. Haklısın, sinirli ve yıkılmış durumda olduğunun farkındayım, fakat ben kendi başımın çaresine bakabilirim. Benim için endişelenmemelisin.” dedi William. Sesi fazlasıyla yumuşaktı.
“Lane de öyle demişti William. Peki, sağ salim döndü mü? Hayır.”
William, “Ben Lane değilim.”
“Öyle olduğunu söylemedim zaten.”
Hafifçe içimi çektim, asla kurtulamayacaktım bu çocuktan. “Tamam, ne istiyorsan onu yap, William. Ama unutma, sebebi ben olmayacağım.”
William sırıttı, “Keşke hep böyle olsan.”
“Rüyanda görürsün.”
William, “Desene, o zaman bütün gün uyumam gerekecek?”
“Git başımdan.” dedim dişlerimi sıkarak.
“Peki.” dedi gülerek ve yanımdan uzaklaştı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder